Çocuklukta İhmal Edilen Duyguların Yetişkinlikteki Ağırlığı

Bir bireyin çocukluğunda duygusal açıdan yetersiz destek alması, ilerleyen yaşlarda derin yaralara yol açabilir. Dışarıdan normal bir yaşam sürdüğü izlenimi veren bu kişiler, içlerinden geçen hislerin boşluğu ile mücadele ederler. Geçmişe dair hatıralar cıvıl cıvıl geçse de, duygusal ihmallere maruz kalanlar kendilerini sıkça tatminsiz hissedebilirler.

Duygusal olarak ihmal edilmiş çocukların gelecekte hangi zorluklarla karşılaşabileceğine dair pek çok çalışma yapılmıştır. Çocuklar için en temel gereksinimlerden biri, hislerinin kabul görmesidir. Ancak, aile içinde yüksek tartışmalar olmayabilir; nedensiz psikolojik ihtiyaçlar sonucunda bu minik ruhlar yalnızlık hissi yaşayabilirler.

Hatanın büyük bir kısmı ebeveynlerin sadece sevgiyi sunmasında değil; aynı zamanda sağlıklı ilişkilerde duygy paylaşmayı gerçekleştirememelerinde yatmaktadır. Bu durumdan kaynaklı duygusal kıtlık, kişilerin kendi hissiyatlarını anlamakta zorlanmalarına ve başkalarıyla bağ kurmakta güçlük çekmelerine neden olmaktadır. “Bu konuda neden ağlayasın?” ya da “Bunları fazla büyütme,” gibi ifadelerle yetişen çocuklar zamanla kelime dağarcıklarında ciddi eksiklikler yaşamaya başlar.

Yetişkinliğe adım atan bu zamandaki bireyler ise sosyal çevrelerine uyum sağlamak adına genellikle kendi arzularını göz ardı eder hale gelirler. İlişkilerinde aşırı uyuma eğilim gösterebilir veya kendilerini ifade etmekten kaçınabilirler. Partnerlerine maddi ya da manevi yük olacaklarının kaygısı altında ezilmiş olan hislerle zamanla “Kimseden yardım istememeliyim” düşüncesini benimseyebilirler.

Duygusal ihmal belirtileri arasında, kişinin kötü hissetmesi veya ihtiyaçlarını unuttuklarından dolayı kelimeler bulamamaları bulunmaktadır; bu durum özellikle insan ilişkileri üzerinde ciddi değişimler yaratır. Karşısındaki sevginin varlığını sorgularken pahası bugün edindikleri olumsuz deneyimlerle şehirleştiği gerçeğini kabullenirken zorlanabilir hale gelebilirler.

Geçmiş gündeminin etkisi altında kalan bu bireyler çözüm arayışlarına girseler dahi niyetlerini asıl özlerinde saklamıştır ve sıkça geçmiş sorunları düzeltmek istediklerinde kaçarmaya meyilli olabilirler. Onların içsel itibariyle yüzleşmeleri oldukça zordur ve çoğunlukla profesyonel destekten bile uzak dururlar.

Sonuç itibarıyla; zihinsel temellerin oluşturduğu problemler kimlik karmaşalarını artırabilmektedir ki kişilere ruhsal zarafet kazandırabilmek учрежd vermek herkesin sorumluluğudur.jazARMAKLAéricas devamıyla ahenk sağlamasında gösterilmelidir.gerek mendaye gerekir!

Author: Can Kaya