1 Haziran 2026 tarihinde, akademisyenler, yazarlar, sanatçılar, sendikacılar ve gazetecilerden oluşan 224 kişi, CHP kurultaylarına ilişkin verilen “mutlak butlan” kararına karşı ortak bir bildiri yayımladı. Yapılan açıklamada, bu kararın hukuk devleti, siyasi partilerin bağımsızlığı, genel oy hakkı ve ulusal irade açısından kabul edilemez olduğu ifade edildi.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihli “mutlak butlan” kararına tepki gösteren isimler arasında Seyhan Erdoğdu, Oğuz Oyan, Metin Özuğurlu, Gamze Yücesan Özdemir, Aziz Çelik ve Mustafa Sönmez gibi öne çıkan isimler yer aldı. İmza kampanyasına katılan diğer isimler arasında Korkut Boratav, Yakup Kepenek, Hayri Kozanoğlu, Serdal Bahçe, Filiz Zabcı, Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve Özkan Atar da bulunuyor.
Açıklamada, “mutlak butlan” kararının hukuki, siyasal ve demokratik açıdan kabul edilemez nitelikte olduğu vurgulanarak, bu kararın genel oy hakkı, siyasi partilerin bağımsızlığı, hukuk devleti ilkesine ve ulusal iradeye yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğu belirtildi. Ayrıca, CHP’nin örgütsel iradesinin korunmasının Türkiye’deki demokratik geleceği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekildi.
Bildiride, temel hak ve özgürlüklerin yanı sıra siyasi rejimin de tehdit altında olduğu ifade edilerek, “CHP’de örgüt iradesinin bir an önce hâkimiyet tesis etmesi, bir memleket meselesi haline gelmiştir” denildi. İmzacılar, kuvvetler ayrılığına, bağımsız ve tarafsız yargıya, katılımcı bir parlamentoya sahip laik, demokratik ve kamucu bir Türkiye anlayışını savunduklarını dile getirdi.
Açıklamanın tam metninde, “Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin 21 Mayıs 2026 tarihli mutlak butlan kararı hakkında görüşümüzü kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bu karar, yasal olarak yetkisizlik, hukuki olarak yokluk ve anayasal düzen yönünden siyasi partilerin varlığını tehdit etmesi bakımından kabul edilemezdir. Bu karar, 19 Mart 2025’ten bu yana CHP’yi hedef alan düşman ceza hukuku uygulamalarında yeni bir eşik oluşturmuştur. Ülkemizdeki hükümet sistemi, parlamenter demokrasiden lider kültüne dayalı başkanlığa dönüşürken, bu yeni eşikle en temel haklarımız ve özgürlüklerimiz tehdit altındadır” ifadeleri yer aldı.
Ayrıca, “Cumhuriyet Halk Partisi, milli egemenliğe dayalı laik demokratik cumhuriyetimizin günümüzdeki temsilcisidir. Örgüt iradesinin hemen hâkimiyet tesis etmesi, memleket meselesi haline gelmiştir. Mutlak butlan kararını, genel oy hakkı, siyasi partilerin bağımsızlığı, hukuk devleti ilkesine ve ulusal iradeye karşı bir saldırı olarak değerlendiriyoruz. Gerçek anlamda kuvvetler ayrılığına, bağımsız ve tarafsız yargıya sahip bir Türkiye, bizim için bir zorunluluktur” denildi.
